
hayat yaşandığı kadardır. ötesi ya hatıralarda bir iz
ya da hayallerde bir umuttur.
hüsran ise, yaşamaya olanak varken yaşayamamış
olmaktır
|
SİGARA
 Sigaranın Gebelik Dönemindeki Zararları 1-Bebekte fiziksel ve beyin gelişimini engeller 2-Doğumda ve doğum sonrası hastalık ve ölümlerin artmasına sebep olur 3-Bebeğin rahim içi gelişimini engeller 4-Erken ve ölü doğum yapma riskini arttırır 5-Sigara içen annelerin bebekleri, sigara içmeyen annelerin bebeklerine oranla boyları 1-4 cm daha kısa, kiloları 200-300 gr. daha azdır. 6-Bebeklerin erken doğum sıklığı artar 7-Doğum sonrası bebek ölümleri daha fazla görülür
Hamilelikte içilen sigara;
Sigara içen annelerin çocuklarında, anne karnında yeterli oranda oksijen olmam
Sigara ülserde kullanılan ilaçların etkisiz hale gelmesine neden olmaktadır 45 yaş altında görülen kalp damar hastalıkları ölümlerinin %80’i sigaradan meydana gelmektedir 35-59 yaşları arasındaki sigara tiryakilerinde kalp-damar hastalığı nedeniyle oluşan ölüm riski oranı, içmeyenlere göre 3.5 kat daha fazladır Erkeklerde cinsel arzuda azalma, erken boşalma ve iktidarsızlık, kadınlarda ise cinsel soğukluğa neden olmaktadır. Bunların yanında; Vücutta zararlı kolestrolu arttırır, iyi kolestrolu ise azaltmakta Sinirlerde tahribata yol açmakta Konsantrasyonu bozmakta Uykusuzluğa neden olmakta Görme bozukluğa ve hafıza gerilemesine sebep olmaktadır. Bronşit hastalığına yakalananların %95’ini sigara içenler teşkil ediyor.asına bağlı olarak zeka geriliği görülebilmektedir.
Sigaranın Diğer Zararlı Etkileri
Mide kanserli kişilerin %85’i sigara içicileridir
Sigaranın Solunum Sistemi İle İlgili Zararları Gırtlak kanserli kişilerin %95’ini sigara içenler oluşturmaktadır! Solunum Sistemi İle İlgili Zararları: Faranjit (Boğaz iltihabı) Larenjit (Gırtlak iltihabı) Bronşit (Bronşların iltihabı) Astım (Nefes darlığı) Gırtlak kanseri (Sigara içenlerde, sigara içmeyenlere oranla 10 kat fazla görülmektedir.) Akciğer kanseri Sigara içme süresi ve bir günde içilen sigara sayısı ile beraber artış göstermekte, sigarayı bırakmakla azalmaktadır. Dünyada artan akciğer kanserinin %90’nından sigara sorumludur. KANSER: Sigara Akciğer kanserlerinin haricinde tüm kanserlerin %30’uyla ilişkili olduğu bilinmektedir. Akciğer kanserinin haricinde, sigaranın, başlıca neden olduğu kanserler: Ağız, gırtlak, yutak, yemek borusu kanserleridir. Oluşumuna katkıda bulunduğu kanserler: Mesane, böbrek, pankreas kanserleridir. İlişkili olduğu kanserlere ise mide, rahim mesane ve böbrek prostat kanserleri sayılabilir. Sigara içenlerin grip, nezle, soğuk algınlığına yakalanma oranı, sigara içmeyenlere göre % 60 daha fazladır.
Sigaranın içinde bulunan zehirli maddeler
Angelica root extract: Kansere yol açar. Aseton: Oje temizleyicisi olarak kullanılır. Arsenik: Zehir olarak kullanılır. Asetik Asit: Asit etkisi gösterir. Benzen: Boya ve kauçuk maddelerin yapımında kullanılır. Bütan: Hafif sıvılarda bulunan zehirli bir gazdır. Fenol: Dezenfektan olarak kullanılır. Karbonmonoksit: Zehirli gazdır. Kadmiyum: Pil yapımında kullanılır. Siyanür: Öldürücü zehirdir. DDT: Yasaklanmış bir böcek zehiridir. Ethyl Furoate: Öldürücü bir maddedir. Kurşun: Yüksek miktarda alınırsa zehirlidir. Formaldehid: Kimyasal maddedir. Kadavra koruyucudur. Methoprene: Zehirli bir maddedir.Böcek zehiri olarak kullanılır. Megastigmatrienone: Kimyasal bir maddedir. Metanol: Roket yakıtı olarak kullanılır. Maltitol: Diyabetik tatlandırıcıdır. Naftalin: Zehirli maddedir. Güve ilacı olarak kullanılır. Metil isocyanate: Zehirli bir maddedir. Hindistanda 2000 kişinin ölümüne neden olmuştur. Polonyum: Kanser yapıcı radyoaktif bir maddedir. Toluene: Endüstriyel çözücüdür.
Sigaranın İçinde 4.000 Çeşit Zehirli Madde Bulunmaktadır Bu maddelerden bazılarını şu şekilde sıralamak mümkündür; Nikotin ve alkaloidler: Küçük dozda uyarıcı, yüksek dozda felç edici etki gösteren, aynı zamanda bağımlılık yapan bir maddedir. Solunumu ve kalbi hızlandırır, çarpıntılara neden olur. Katran: İçerisinde çok sayıda kanser yapıcı madde vardır. Nitrozaminler: Kanser yapıcıdır. Arsenik: Kanser yapıcı ve ani ölümlere sebep olan çok kuvvetli zehirdir. Polonium-209-210: Radyasyon yayması nedeniyle kanser yapıcı özelliği mevcuttur. Ayrıca vücut direncini düşürür ve hastalıklara meyili arttırır. Kükürt: Kanser yapıcıdır. Sigara dumanının koyu rengini verir. Karbonmonoksit: Karbonmonoksit zehirlenmelerine sebep olabilir. Kandaki oksijen miktarının azlığına bağlı olarak kansızlık belirtileri ortaya çıkarır. Kişilerde nefes darlığı, iştahsızlık, sinirlilik ve ellerde titreme gibi bulgular görülür. Karbondioksit: Sigara içenlerin kanında içmeyenlere göre 2-15 kat daha fazladır Nefes darlığı bulgularını ortaya çıkarır. Siyanhidrik asit: Dünyadaki kan zehirlerinin en şiddetlisidir. Sigara Neden Zararlı? Sigara kullanımı ile doğrudan ilişkisi olduğu kanıtlanmış hastalıkları şöyle sıralıyalım: Ağız kanserleri, sindirim sistemi kanserleri, solunum sistemi kanserleri, akciğer hastalıkları, kalp ve damar hastalıkları, ülser, mesane kanseri. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada 1 milyar 100 milyon insan sigara içiyor. Erkekleri %47si, kadınların %12’si sigara tiryakisi. Ayrıca, son yıllarda sigara içen kadınların sayısında nispeten daha fazla bir artış olduğu gözlemlenmektedir Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir? Sigaraya bağlı bir hastalığın ortaya çıkması. Fiyatın pahalı gelmesi. Sigaranın zararları hakkındaki yayınlar. Çevresi tarafından bırakmaya yönelik teşvik, kınama. Kapalı yerlerde sigara içiminin yasaklanması. Gelişmiş ülkelerde sigaranın zararları hakkındaki yazılar, sigaranın fiyatı, kınama ve yasaklamalar etkili olmaktadır; ancak, bizim insanımızı bir hastalığın ortaya çıkması daha çok etkilemektedir. Örneğin, kalp krizi geçirmiş veya by-pass ameliyatı olmuş hastaların sigarayı bırakma oranları yüksektir ve başarılıdır. Sigarayı bırakma yolları nelerdir? Akupunktur, Grup Terapisi, Hipnoz, Kişisel çaba ile bırakma, Farmokolojik tedavi. |
Tarih: 19:37, 11/8/2008 Kategori: saglik |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
ses kısıklığı

Pek çok farklı sebebe bağlı olarak ortaya çıkan ses kısıklığı, uzun sürerse en kısa sürede bir uzmana danışmak şart.
Bir insanın normalde her zaman çıkardığı sesten daha farklı ses çıkarmasına genel olarak ses kısıklığı deniyor. Buna daha ince, daha kaba, çatallı, çabuk yorulan, sürekli kısılabilen, bazı enfeksiyonlarda hatta hiç çıkmayan seslerin hepsi dahil. Sesi oluşturan mekanizma aslında oldukça basit. Ses telleri denilen kas sistemi, kıkırdaklar ve sinirlerle uyarılarak açılıyor ve kapanıyor. Açıldıkları zaman nefes alıyoruz. Kapandıkları zaman ise aşağıdan, yani akciğerlerden gelen hava, iki ses telinin arasından geçerken bir vibrasyon oluşturuyor. Bu da sesin oluşmasını sağlıyor. Boğazımızdaki yani burnumuzun arkasındaki geniz boşluğumuz ve ağız boşluğumuz bunun rezonansını verirken, dilimiz de karakterini veriyor. Sesin ana mekanizması olan ses tellerinde oluşabilecek herhangi bir oluşum, problem ses kısıklığına yol açabiliyor.
REFLÜ DE OLABİLİR Yapılan araştırmalara göre ses kısıklığı nedenlerinin yaklaşık yüzde 64'ü reflü nedeniyle oluşuyor. Midedeki asidin yemek borusuna kadar gelmesi ve bu asit salgısının yemek borusunun dışına çıkıp ses telleri üzerinde zehirleyici (toksik) bir etki yapması ses kısıklıklarına sebep oluyor. Ses kısıklıklarına neden olan bir diğer faktörün alerji olduğunu belirten Prof. Dr. Öz, alerjik bir insanın özellikle alerjenle karşı karşıya kaldığı dönemde sıkıntılar yaşadığını vurgulayarak, 'Özellikle bahar aylarında kişinin sesinde yorgunluk, ses tellerindeki ödemden dolayı bir kabalaşma olur. Bu dönemde sesini yorması ve ona daha fazla güç vermeye kalkışması yanlış bir kullanımdır' diyor. Tüm bu yanlış kullanımlardan bir ya da birkaçı birleşerek ses telinde nodüle neden oluyor. Her iki ses telinde de simetrik olarak oluşan nasırlaşma gibi kabarıklıklara nodül deniyor.
SESİNİZİ YORMAYIN Polip ise yine sesin yanlış kullanımına bağlı olarak gelişen akut bir travma. Bilinçsiz bir şekilde yapılan ani bir bağırmaya bağlı olarak oluşan küçücük bir kanamayla ses telinde polip oluşuyor. Sık görülen polipler bir günde ses kısıklığı yaratıyor. Hastalar genelde, maça gidenler, sinirli bir şekilde çocuğuna bağıranlar veya pazarcılardan oluşuyor. Ses kısıklığını yaratan bir diğer faktör ise kist. Ses telinin içinde yer alan kist, oradaki salgı üreten bezlerin tıkanmasıyla oluşuyor. Kist oluştuktan sonra ise, seste yorgunluk ve çatallanma oluyor. Selim lezyonlar da ses kısıklığına yer açabilen faktörlerden. Selim lezyonların hiçbiri kanser değil ve dikkatli muayene edilip doğru tanı konulduğunda cerrahi tedavi ile başarılı sonuçlar alınıyor.
SES NEDEN KISILIR? Ses kısıklığının en sık görülen nedeninin üst solunum yolu enfeksiyonları olduğunu belirten Acıbadem Hastanesi Bakırköy KBB Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz, bu gibi durumlarda sesin birkaç gün kadar hiç çıkmayabildiğini söylüyor: 'Üst solunum enfeksiyonu yaşayan örneğin sinüziti olan bir kişi, ses tellerine doğru akıntısı olduğu için öksürmek zorunda kalır. Öksürük travması, seste daha çabuk yorulmayı getirdiği için ses kısıklığı yaratan başlıca sebeplerden biri.
BOL SU İÇİN Sesin yanlış kullanımı da bir başka neden. Sesi yanlış kullanmak aslında normal ses tonundan daha yüksek tonda konuşmak ve yüksek tonda uzun süre konuşmak anlamına geliyor. Çevresel faktörler nedeniyle sesi yükseltmek, sesin kısılmasına yol açacak kadar sesi yanlış kullanmaya sebep olabiliyor. Uzmanlar sesini yoğun kullanmak zorunda olan kişilere özellikle bol su içmelerini öneriyor. 'İnsanlar konuşurken su içtikleri ve ses tellerini ıslak tuttukları sürece, ses telleri çok daha rahat çalışır. Islak bir ortamda, kaygan bir zeminde, aşağıdan gelen havayla çok daha iyi titreşir.
|
Tarih: 21:17, 16/8/2007 Kategori: saglik |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
bayanlara diyet
| Sabah |
Ogle |
Ikindi |
Akşam |
Yatmadan önce |
|
| 1. gün |
1 adet domates 1 adet soyulmuş salatalık 1 kibrit kutusu beyaz peynir (yağsız) 1 ince dilim ekmek 1 adet şeftali
|
1 adet tavuk baget (derisiz) 1 adet soyulmuş salatalık 1 ince dilim ekmek
|
1 adet peynirli sandviç 2 adet kayısı
|
1 adet soyulmuş salatalık 1 ince dilim ekmek 2 yemek kaşığı makarna (sade) 8 adet çilek 5 yemek kaşığı fasulye taze (z. yağlı)
|
1 su bardağı süt (1/2 yağlı) |
|
| 2. gün |
1 adet domates 1 adet soyulmuş salatalık 1 kibrit kutusu beyaz peynir (yağsız) 1 ince dilim ekmek 2 adet kayısı
|
4 adet köfte 1 adet domates 1 adet soyulmuş salatalık 1 ince dilim ekmek
|
1 adet peynirli sandviç
|
1 ince dilim ekmek 2 yemek kaşığı pirinç pilav (sade) 15 adet kiraz 5 yemek kaşığı bamya taze (z. yağlı)
|
1 su bardağı süt (1/2 yağlı) |
|
| 3. gün |
1 adet soyulmuş salatalık 1 kibrit kutusu beyaz peynir (yağsız) 1 ince dilim ekmek 2 adet kayısı
|
1 adet domates 1 ince dilim ekmek 80 gram ton balığı (konserve)
|
1 adet peynirli sandviç
|
1 adet domates 2 yemek kaşığı makarna (sade) 1 ince dilim kavun 5 yemek kaşığı bezelye taze (z. yağlı)
|
1 su bardağı süt (1/2 yağlı) | |
Tarih: 23:22, 29/7/2007 Kategori: saglik |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
İnsanları Mutlu Eden Yiyecekler
 İçinde endorphin bulunan ve insanı mutlu eden besinler..
Çilek: C vitamini deposu olan çilek, önde gelen afrodizyaklar arasında yer alır. Çilek bütün salgı bezlerini çalıştırarak vücuda gençlik ve kuvvet kazandırır. Yüksek tansiyonu düşürür, damarları temizler. Kansere karşı korur, böbrekte kum ve taş oluşmasını önler.
Muz: Kokusuyla bile mutluluk taşıyan tam bir Endorphin deposudur. Kendinizi, güçsüz ve sinirli mi hissediyorsunuz, hemen bir muz yiyin. Kalsiyum ve magnezyum içeren bu meyve strese karşı bire bir. Sinir hastalığı olanlar için her gün yemek arası saatlerde tüketilmesi gereken bir besindir.
Üzüm: Kırmızı ve beyaz üzüm yiyen herkes gülücükler saçar. Üzümde yüzde 20 oranında diekt olarak kana karışan şeker vardır. Bedenen ve zihnen çalışanlar için iyi bir gıdadır. Üzümdeki bol demir kan yapar. Yüz ve boyuna taze üzüm suyu sürülüp 10 dk. sonra yıkanırsa cilde dirilik verir.
Portakal: C ve B vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlar. Vücuttaki direnci artırır. Grip ve nezle olunduğunda portakal suyu, şeker, şarap karıştırılır üzerine sıcak su katılır ve içilir. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı olur. Hazmı kolaylaştırır. Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırır.
Çikolata: Stresin bir numaralı düşmanı. Kendinizi kötü hissediyorsanız hemen bir parça çikolata yiyin. Flört etmek gibi bir şey. Bir kalem yemek yeterli, mutluluk hormonu “seratonin” anında beyinde dolaşıma çıkıyor. Çikolatanın içerdiği “penilatilmanın” insanı bulutlara çıkarıyor. Çikolatada, yeşil çay ve sebze meyvelerde bulunan “flavonoid” adlı madde bol miktarda vardır. Bu madde kanı sulandırıyor, kalp hastalıkları riskini azaltıyor. Çikolata kötü kolesterolün (LDL) okside olarak damar çeperine yapışmasını engelliyor. Tıpkı aspirin gibi kanda pıhtılaşmanın önüne geçiyor. Düzenli tüketenler arasında ölüm olayı yemeyenlere kıyasla yüzde 30 daha geç gerçekleşiyor.
Dondurma: Çok yenirse şişmanlatıyor, az yenirse mutluluğa mutluluk katıyor. Dondurma yaşlanmayı önlüyor. 100 gr dondurma ortalama: 135mg kalsiyum 115mg fosfor* 100mg sodyum *160mg potasyum, 25 gr karbonhidrat bulunuyor. Amerika’da kişi başına 25 kg., Türkiye’de kişi başına 6 külah tüketiliyor. Sütten daha zengin bir besin maddesidir. A,C,D,E vitamini içerir. Çocukların sağlıklı büyümesi ve kemik erimesi sorunu olan kişiler için büyük önem taşıyor. Beslenme uzmanları dört mevsim tüketilmesini önermektedir.
Makarna: Çok ağır soslarda yenilmediği sürece enerji veren ve mutlu eden besinler arasında yer alıyor. Hazmı kolaydır. Özellikle sadece salata ile birlikte yenirse şişimanlatmaz
Ekmek: Buğday ekmeği de sıkıntıları unutturuyor.
Fıstık: Yağ oranı yüksek ama yine de insanı mutlu ediyor. Roma İmparatorluğu’nda “Tanrı yiyeceği” olarak adlandırılan fıstığın kolesterolü düşürdüğü ve kalp krizi krizi riskini azalttığı bildirildi. Çocuklar ve sporcular daha fazla yiyebilir. Demir, bakır, selenyum, magnezyum, çinko, potasyum, fosfor gibi minerallerin doğal kaynağı olan bu çerez kalbimizin yanı sıra, beyin sinir sistemi, kas ve kemiklerimizin dostudur. Tuzsuz olanından hergün 10-15 adet yenilebilir.
Susam: Dar gelirlilerin baş tacı olan simit mutluluğa giden yolda önemli bir yere sahiptir. Yağ ve protein içerir. Susamdan elde edilen tahin, bal ile karıştırılıp yenirse boğaz ağrısı ve bronşite iyi gelir.
|
Tarih: 14:08, 11/7/2007 Kategori: saglik |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Kalbiniz için günde 1 saat yürüyün
|
Günde 1 saat yapılan yürüyüş, kalp hastalıklarını azaltarak kalbin düzenli çalışmasını sağlıyor.
28 Mayıs 2007 Pazartesiİstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Spor Hekimliği Ana Bilim Dalı eski öğretim üyesi Prof. Dr. Abidin Kayserilioğlu, egzersizin insan vücuduna sayısız faydası olduğunu belirterek, “İnsan hareket ettiği sürece sağlıklı olur. Düzenli ve bilinçli yapılan spor vücudu güçlendirir. Günde 1 saat yapılan yürüyüş, ölümlerin en çok neden olduğu kalp hastalıklarını azaltır. Kalbin düzenli çalışmasını sağlar” dedi.
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi ile Türk Fizyolojik Bilimler Derneği tarafından ortaklaşa düzenlenen Egzersiz Fizyoloji Sempozyumu, Alaeddin Keykubat Kampusu Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde yapıldı. Sempozyumda konuşan Prof. Dr. Abidin Kayserilioğlu, insan vücudunun hareket üzerine düzenlendiğini, bilinçli ve düzenli yapılan egzersizin sağlık için çok faydalı olduğunu söyledi.
Sağlıklı yaşamak için mutlaka herhangi bir spor branşı ile uğraşmanın şart olmadığını, en güzel sporun yürüyüş olduğunu belirten Prof. Dr. Kayserilioğlu, şunları söyledi:
“Yürüyüş sağlıklı olmak için en ideal spordur. Günde 1 saat ya da haftada en az 3 gün, birer saat yapılan yürüyüş son derece yararlı olur. Günümüzde ölümlere en çok neden olan kalp hastalıklarıdır. Damar sertliği tam anlamıyla insan sağlığının baş belası. Düzenli yürüyüş, vücuttaki fazla yağları eriterek damarların tıkanmasını önler ve kalbi güçlendirir. Bu nedenle beşikten mezara kadar düzenli egzersiz yapmayı, yaşlılıkta da hekimlerin kontrolünde egzersize devam etmeyi öneriyorum.”
| | |
Tarih: 15:02, 9/7/2007 Kategori: saglik |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
su ile gelen mucizeler

Her gün 6 su bardağı su (1,5 litre) için ve böylece ilaç almaktan, iğne olmaktan, doktor parasından kurtulun.
Su Terapisi ile Tedavi Edilebilen Hastalıkların Listesi
Kan Basıncı/Yüksek Tansiyon, Romatizma (Eklemlerde/Kaslarda ağrı), Anemi (Kansızlık),Genel Felç, Obezite (Aşırı şişmanlık), Kireçlenme (Artirit), Sinüzit, Taşikardi, Baş dönmesi, Öksürük, Lösemi, Astım, Bronşit, Akciğer Veremi, Menenjit, Böbrek Taşı, Üreme Organı Hastalıkları, Ekşime, Dizanteri, Gastrit, Rahim Kanseri, Hemoroit, Kabızlık, Kemik Erimesi, Şeker Hastalığı, Baş Ağrısı, Gözde Kan Toplanması, Düzensiz Adet Görme, Meme Kanseri, Larenjit (Gırtlak İltihabı)
Terapi İşlemi
Sabah, yataktan kalktıktan hemen sonra (dişlerini bile fırçalamadan), 1,5 litre (5-6 bardak) su iç. Bilin ki bu "Usha Paana Chikitsa" diye anılan eski bir Hint terapisidir. Daha sonra yüzünüzü yıkayabilirsiniz. Burada en önemli nokta, 1,5 litre su içildikten sonra takip eden bir saat içinde hiçbir şekilde bir şey içilmeyecek ve yenmeyecektir. Bir gece önce alkol içeren içki alınmaması da çok titizlikle uyulması gereken bir husustur. İstenirse, bu amaçla içilecek su kaynamış ve süzülmüş kullanılabilir. 1,5 litre suyun bir kerede içilmesi zor olduğundan derece derece uygulayabilirsiniz. İlk başta dört bardağı bir dikişte, kalanı iki dakika içinde aralıklarla içerek kendinizi alıştırabilirsiniz. Bir saat içinde 2 ya da 3 kere idrar çıkma ihtiyacı hissedebilirsiniz, ancak bir süre sonra bu normal olacaktır. Araştırma ve Deneylerle Aşağıda belirtilen hastalıkların, yanlarında gösterilen sürelerde iyileştikleri gözlemlenmiştir.
Kabızlık - 1 gün
Ekşime - 2 gün
Şeker - 7 gün
Kanser - 4 hafta
Akciğer Veremi - 3 ay
Yüksek Tansiyon - 4 hafta
Artirit (Eklem Kireçlenmesi) ve Romatizma ağrıları çekenler bu terapiyi günde üç kere; yani ilk hafta sabah, öğle ve akşam yemeklerinden 1 saat önce; ve sonra hastalık geçinceye kadar günde iki kere uygulamaları önerilir.
Sadece Su Nasıl Etki Eder?
Sıradan bir su tüketimi, doğru metotla insan vücudunu temizler. Tıpta "Haematopaises" de denilen yeni kan oluşması, kolonun daha tesirli olmasına yardımcı olur. Kolon ve bağırsaklarda bu şekilde yeni kan oluşması tartışmasız bir gerçektir. Bu terapi ile kolon ve bağırsakların mukoza kıvrımları çalışır. Eğer kolon temizlenirse, günde birkaç kere alınan kandaki gıdalar emilecek ve mukoza kıvrımlarının çalışmasıyla yeni kan haline dönüşeceklerdir. Kan, rahatsızlıkların tedavisinde ve sağlığın korunmasında en önemli unsurdur ve bunun için de su düzenli olarak alınmalıdır. |
Tarih: 08:57, 4/4/2007 Kategori: saglik |
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
burca göre diyet

İnsanların davranışlarında etkin olduğuna inanılan burçlar, yemek yeme alışkanlıklarında da belirleyici olabiliyor. Bu yüzden diyet yaparken burcunuzun özelliklerine uygun davranmak en akıllıca olanı diye düşünenlerdenseniz, okumadan geçmeyin...
Koç (21 Mart - 20 Nisan) : Abur cubur yemeye son derece meraklısınız. Bu nedenle sizin için tehlike çanları çalıyor. Tuz ve alkolden uzak durarak bunun yerine bol bol su için. Domates, patates, soğan, kuru fasulye, mercimek, karnıbahar, marul, yeşil salata, ıspanak, turp, pirinç, zeytin, elma, balkabağı, ceviz gibi besinler haftalık beslenmenize mutlaka eklenmesi gerekli yiyeceklerdir. Sizin için gerekli olan tatlılar! Kayısı gibi fazla şeker içermeyen tatlılar olmalıdır.
Boğa (21 Nisan - 21 Mayıs) : Yemek için yaşayanlardansınız. Fakat unutmayın ileride bu kilolar başınıza bela olur. Karbonhidratlardan kaçının. Aksi takdirde tombul bir kişi olursunuz. Sindirim güçlüğü çekebilirsiniz. Düşük nişasta, yağ ve şeker içeren bir diyet, beslenme hayatınızın gerekli bir parçası olmalıdır. Doğal iyot içeren besinler, balık ve deniz mahsulleri, yumurta, karaciğer, böbrek, buğday, ıspanak, pancar, taze meyve ve yeşil salata besin listenizde daima yer almalıdır. Ayrıca su içmek de hayatınızın vazgeçilmez bir parçası olmalı.
İkizler (22 Mayıs - 21 Haziran) : Yemek yerken o kadar acele hareket ediyorsunuz ki artık bu durum sizin sağlığınızı etkiler hale gelmiş. Yemekleri çok çiğnemeden yutmayın. Az ama sık yemeyi prensip haline getirin. İkizler kemiklerinin sağlıklı olmasını istiyorsa sağlıklı beslenmelidir. İkizler de kan pıhtılaşması çok sık görülür. Balık, tereyağı ve köy peyniri, havuç, portakal, greyfurt, şeftali, erik, üzüm suyu, kuru üzüm ve badem beslenme listenizde vazgeçilmez besinler olmalıdır. Sakinleşmeniz ve huzurlu olmanız için de şifalı bitkiler ve kafeinsiz çaylar tam size göre.
Yengeç (22 Haziran - 23 Temmuz) : Duygusal olmanız sizin beslenme alışkanlıklarınızı da etkiliyor. Üzüldükçe böreklere, keklere, dondurma ve şekerlemelere sarılıyorsunuz. Halbuki yengeçler, nişastalı yiyeceklerden, şeker, tuz ve baharatlardan uzak durmalıdır. Çünkü mideleri çok hassastır. Vücudunuz kalsiyuma fazlaca ihtiyaç duyar. Düşük yağ içeren süt, peynir ve yoğurt, kıvırcık lahana, domates, salata ve marul, bol miktarda taze sebze ve yağsız protein, sizin cilt ve mide sağlığınız açısından iyi olup, kilonuzu daha rahat kontrol altına almanızı sağlar. İncelmek için öncelikle kendinizle hesaplaşmalısınız.
Aslan (24 Temmuz - 23 Ağustos) : Yemek sizin için adeta bir zevk haline gelmiş. Güzel lokantalar, nefis yemekler her zaman hayalinizi süslüyor. Vücudunuza önem verdiğiniz için diyet yapmakta son derece başarılısınız. İradeniz harika! Kan dolaşımınızın düzenli olması için; sığır, kuzu ve kümes hayvanları eti, karaciğer, çiğ yumurta sarısı, kereviz, elma, incir, şeftali, limon ve badem sizin için idealdir. Porsiyonlarınızı yüzde 50 azaltmanız önerilir.
Başak (24 Ağustos - 23 Eylül) : Şekerleme deyince siz akla geliyorsunuz. Özellikle de çikolata hayatınızın vazgeçilmezleri arasında yer alır. Ancak bu yiyeceklerden uzak durmalısınız çünkü kalbinizde problem yaratabilir. Tuz, buğday, çavdar, yağsız sığır ve kuzu eti, peynir, zeytin, portakal, limon, kavun, elma, armut sizin ideal yiyeceklerinizdir. Kavun, elma, armut kısmen cildinizi temizlemek ve saçlarınıza bakım sağlamak için yardımcı olur. Elma ise kurtarıcınızdır.
Terazi (24 Eylül - 22 Ekim) : Terazi böbrekleri, sırtın alt kısmını, temsil eder. Bezelye, mısır, havuç, ıspanak, buğday, yulaf unu, elma, çilek, badem ve kuru üzüm hep elinizin altında olmalıdır. Böbrekleriniz için çok fazla asitli içeceklerden uzak durmalısınız. İncecik ve zarif bir beden için; ince dilimler faydalı olacaktır.
Akrep (23 Ekim - 22 Kasım) : Burcunuz üretim organlarını temsil eder. Solunum yolları problemleri yaşayabilirsiniz. Tahıllardan yapılmış ekmekler, balık ve deniz ürünleri, yeşil salata, soğan, kırmızı turp, taze meyve ve sebzeler içeren bir diyet tam size göredir. Doğru beslenme gerginliğinizi alıp götürür.
Yay (23 Kasım - 20 Aralık) : Burcunuz kalçalar, bacak üstleri ve karaciğeri temsil eder. Doğal beslenmek için kabuklu meyveler ve sebzeleri tercih edin. Bolca çiğ sebze, yeşil biber, patates, incir, kuru erik, çilek, elma, armut, ve taneli tahılları yemeniz önerilir.
Oğlak (21 Aralık - 18 Ocak) : Çalışkan bir yapınız var ve çalışırken de farkında olmadam öğün atlıyorsunuz. Oysa bu sizin için çok zararlı. Vücudunuzun vitamin ve minerallerden oluşan geniş bir besin karışımına ihtiyacı var. Burcunuz , dizleri, dişleri, kulakları ve deriyi temsil eder. Lahana, kereviz, yağsız etler, limon, portakal, inek sütü, her türlü peynir, balık, yumurta sarısı, buğday ve incirle aranızın çok iyi olması gerekir. Kayısı, badem yiyerek kuru ve alerjik eğilimli cildinizi canlandırın. Cildinizi sigara ve sigara dumanından uzak tutarak korumaya çalışın.
Kova (19 Ocak - 20 Şubat) : Vücudunuzun sürekli C vitaminine ihtiyacı var. Yemek tarzınız yenilikçi. Bu nedenle değişik lezzetler tatmayı seviyorsunuz. Burcunuz el ve ayak bilekleriyle baldırları ve dokuları temsil eder. Vücudunuz sofra tuzuna çok ihtiyaç duyar. Bu ihtiyacı sofra tuzundan değil, bu maddeyi barındıran besinlerden almanız en mantıklısıdır. Çok fazla tuz aldığınızda zayıf bir kan dolaşımına, gereğinden fazla şişkin bir vücuda ve karaciğer rahatsızlıklarına açıksınız demektir. Deniz ürünleri, brokoli, havuç, turp, balkabağı, ıspanak, elma, şeftali, limon, portakal, greyfurt, nar ve ananas sizin için doğal tuz bakımından ideal besinlerdir.
Balık (20 Şubat - 21 Mart) : Katı ve sıkıcı diyetler size göre değil. Yüksek proteinli, düşük yağ ve şeker içeren diyet uyguladığınız zaman kendinizi çok daha iyi hissedersiniz. Burcunuz ayaklar ile duyma, işitme, dokunma ve tatmayı temsil eder. Demir vücudunuzun başlıca ihtiyacıdır. Demir eksikliği, anemi ve düşük tansiyona sebep olur. Diyetlerinizde zengin demir içeren karaciğer, yağsız sığır eti, kuzu eti, yumurta sarısı, beyin, midye, ıspanak, soğan, arpa, marul, buğday ekmeği, kuru fasulye, elma, üzüm, limon, portakal, şeftali, hurma, kuru erik ve üzüm yer almalıdır. Maydanoz da bu listeye eklenebilir. |
Tarih: 08:33, 4/4/2007 Kategori: saglik |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
havuç diyeti

Havuç, sağlık ve güzellik için gerçek bir nimet. Cildi güneşin zararlı etkilerinden korurken güzel bir bronzluk için de zemin hazırlıyor. Üstelik az kalori içeriyor. Havuç ağırlıklı bir diyetle hem güzellik, hem sağlık kazanın, aynı zamanda 4-5 kilo verin.
Her gün Sabah 1 bardak süt + 1 dilim tost ekmeği + 1 bardak havuç suyu
Pazartesi
Öğle Havuçlu makarna + 100 gr beyaz peynir + 150 gr haşlanmış brokoli Akşam Sebze çorbası + Izgara tavuk + Havuç salatası
Salı
Öğle Domatesli makarna + Karışık salata + 4 dilim hindi salam Akşam Z.yağlı havuç dolması + 1 sandviç ekmeği + 150 gr ızgara patlıcan
Çarşamba
Öğle 70 gr havuçlu pilav + 80 gr karışık salata + 1 elma Akşam 150 gr ızgara balık + 2 dilim tost kepekli ekmeği + Havuç püresi
Perşembe
Öğle Havuçlu pilav + 2 domates + 1 kase meyve salatası Akşam 120 gr havuçlu hindi + 150 gr karışık salata + 1 sandviç ekmeği
Cuma
Öğle 200 gr domatesli makarna + 150 gr karışık salata + 1 dilim ananas Akşam Havuçlu tavuk sarma + 2 dilim kepekli tost ekmeği + 150 gr karışık salata
Cumartesi
Öğle Havuç çorbası + 100 gr beyaz peynir ile bir dilim tost ekmeği + Kağıtta yaz türlüsü Akşam Semizotu ve domatesli makarna + 150 gr tavuk salatası + 1 kase meyve salatası
Pazar
Öğle 70 gr sebzeli fırın makarna + 150 gr ızgara patlıcan + 1 kase meyve salatası Akşam Zeytinyağlı havuç dolması + 1 sandviç ekmeği + 150 gr karışık salata |
Tarih: 08:25, 4/4/2007 Kategori: saglik |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
lifli bitkiler

Lifli yiyecekler kanseri önlüyor
İNGİLİZ bilim adamları, kadınların günde 30 gram lifli besin tüketerek, göğüs kanseri riskini yarı yarıya azaltabileceklerini bildirdi. Uzmanlar, lifli yiyeceklerin kadınlarda "östrojen" salgılanmasını düzenleyerek kanseri önlediğini belirtti.
Bunlar da benden ; Bunun yanısıra bir yemek kaşığı kabak çekirdeğin ile günlük lif ihtiyacımızın % 90 ının karşılandığını biliyor muydunuz?
Lifli Gıdalar ayrıca sindirim sistemimizin çalışmasını sağlayan en önemli besin kaynaklarıdır ve özellikle yeşil sebzelerde daha fazla bulunmaktadır. Amino asitler doğal asitlerdir, kimyasal değildirler ve sindirime yardımcı olurlar.
|
Tarih: 08:23, 4/4/2007 Kategori: saglik |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
sağlıklı beslenelim

sağlığımıza dikkat etmeliyiz dengili beslenmeliyiz
hanımlar yaz geliyor. fazla kilolardan kurtulalım.
İşte size kalori cetveli yiyeceklere dikkat... |
Tarih: 13:01, 26/3/2007 Kategori: saglik |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|