
hayat yaşandığı kadardır. ötesi ya hatıralarda bir iz
ya da hayallerde bir umuttur.
hüsran ise, yaşamaya olanak varken yaşayamamış
olmaktır
|
SİGARA
 Sigaranın Gebelik Dönemindeki Zararları 1-Bebekte fiziksel ve beyin gelişimini engeller 2-Doğumda ve doğum sonrası hastalık ve ölümlerin artmasına sebep olur 3-Bebeğin rahim içi gelişimini engeller 4-Erken ve ölü doğum yapma riskini arttırır 5-Sigara içen annelerin bebekleri, sigara içmeyen annelerin bebeklerine oranla boyları 1-4 cm daha kısa, kiloları 200-300 gr. daha azdır. 6-Bebeklerin erken doğum sıklığı artar 7-Doğum sonrası bebek ölümleri daha fazla görülür
Hamilelikte içilen sigara;
Sigara içen annelerin çocuklarında, anne karnında yeterli oranda oksijen olmam
Sigara ülserde kullanılan ilaçların etkisiz hale gelmesine neden olmaktadır 45 yaş altında görülen kalp damar hastalıkları ölümlerinin %80’i sigaradan meydana gelmektedir 35-59 yaşları arasındaki sigara tiryakilerinde kalp-damar hastalığı nedeniyle oluşan ölüm riski oranı, içmeyenlere göre 3.5 kat daha fazladır Erkeklerde cinsel arzuda azalma, erken boşalma ve iktidarsızlık, kadınlarda ise cinsel soğukluğa neden olmaktadır. Bunların yanında; Vücutta zararlı kolestrolu arttırır, iyi kolestrolu ise azaltmakta Sinirlerde tahribata yol açmakta Konsantrasyonu bozmakta Uykusuzluğa neden olmakta Görme bozukluğa ve hafıza gerilemesine sebep olmaktadır. Bronşit hastalığına yakalananların %95’ini sigara içenler teşkil ediyor.asına bağlı olarak zeka geriliği görülebilmektedir.
Sigaranın Diğer Zararlı Etkileri
Mide kanserli kişilerin %85’i sigara içicileridir
Sigaranın Solunum Sistemi İle İlgili Zararları Gırtlak kanserli kişilerin %95’ini sigara içenler oluşturmaktadır! Solunum Sistemi İle İlgili Zararları: Faranjit (Boğaz iltihabı) Larenjit (Gırtlak iltihabı) Bronşit (Bronşların iltihabı) Astım (Nefes darlığı) Gırtlak kanseri (Sigara içenlerde, sigara içmeyenlere oranla 10 kat fazla görülmektedir.) Akciğer kanseri Sigara içme süresi ve bir günde içilen sigara sayısı ile beraber artış göstermekte, sigarayı bırakmakla azalmaktadır. Dünyada artan akciğer kanserinin %90’nından sigara sorumludur. KANSER: Sigara Akciğer kanserlerinin haricinde tüm kanserlerin %30’uyla ilişkili olduğu bilinmektedir. Akciğer kanserinin haricinde, sigaranın, başlıca neden olduğu kanserler: Ağız, gırtlak, yutak, yemek borusu kanserleridir. Oluşumuna katkıda bulunduğu kanserler: Mesane, böbrek, pankreas kanserleridir. İlişkili olduğu kanserlere ise mide, rahim mesane ve böbrek prostat kanserleri sayılabilir. Sigara içenlerin grip, nezle, soğuk algınlığına yakalanma oranı, sigara içmeyenlere göre % 60 daha fazladır.
Sigaranın içinde bulunan zehirli maddeler
Angelica root extract: Kansere yol açar. Aseton: Oje temizleyicisi olarak kullanılır. Arsenik: Zehir olarak kullanılır. Asetik Asit: Asit etkisi gösterir. Benzen: Boya ve kauçuk maddelerin yapımında kullanılır. Bütan: Hafif sıvılarda bulunan zehirli bir gazdır. Fenol: Dezenfektan olarak kullanılır. Karbonmonoksit: Zehirli gazdır. Kadmiyum: Pil yapımında kullanılır. Siyanür: Öldürücü zehirdir. DDT: Yasaklanmış bir böcek zehiridir. Ethyl Furoate: Öldürücü bir maddedir. Kurşun: Yüksek miktarda alınırsa zehirlidir. Formaldehid: Kimyasal maddedir. Kadavra koruyucudur. Methoprene: Zehirli bir maddedir.Böcek zehiri olarak kullanılır. Megastigmatrienone: Kimyasal bir maddedir. Metanol: Roket yakıtı olarak kullanılır. Maltitol: Diyabetik tatlandırıcıdır. Naftalin: Zehirli maddedir. Güve ilacı olarak kullanılır. Metil isocyanate: Zehirli bir maddedir. Hindistanda 2000 kişinin ölümüne neden olmuştur. Polonyum: Kanser yapıcı radyoaktif bir maddedir. Toluene: Endüstriyel çözücüdür.
Sigaranın İçinde 4.000 Çeşit Zehirli Madde Bulunmaktadır Bu maddelerden bazılarını şu şekilde sıralamak mümkündür; Nikotin ve alkaloidler: Küçük dozda uyarıcı, yüksek dozda felç edici etki gösteren, aynı zamanda bağımlılık yapan bir maddedir. Solunumu ve kalbi hızlandırır, çarpıntılara neden olur. Katran: İçerisinde çok sayıda kanser yapıcı madde vardır. Nitrozaminler: Kanser yapıcıdır. Arsenik: Kanser yapıcı ve ani ölümlere sebep olan çok kuvvetli zehirdir. Polonium-209-210: Radyasyon yayması nedeniyle kanser yapıcı özelliği mevcuttur. Ayrıca vücut direncini düşürür ve hastalıklara meyili arttırır. Kükürt: Kanser yapıcıdır. Sigara dumanının koyu rengini verir. Karbonmonoksit: Karbonmonoksit zehirlenmelerine sebep olabilir. Kandaki oksijen miktarının azlığına bağlı olarak kansızlık belirtileri ortaya çıkarır. Kişilerde nefes darlığı, iştahsızlık, sinirlilik ve ellerde titreme gibi bulgular görülür. Karbondioksit: Sigara içenlerin kanında içmeyenlere göre 2-15 kat daha fazladır Nefes darlığı bulgularını ortaya çıkarır. Siyanhidrik asit: Dünyadaki kan zehirlerinin en şiddetlisidir. Sigara Neden Zararlı? Sigara kullanımı ile doğrudan ilişkisi olduğu kanıtlanmış hastalıkları şöyle sıralıyalım: Ağız kanserleri, sindirim sistemi kanserleri, solunum sistemi kanserleri, akciğer hastalıkları, kalp ve damar hastalıkları, ülser, mesane kanseri. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada 1 milyar 100 milyon insan sigara içiyor. Erkekleri %47si, kadınların %12’si sigara tiryakisi. Ayrıca, son yıllarda sigara içen kadınların sayısında nispeten daha fazla bir artış olduğu gözlemlenmektedir Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir? Sigaraya bağlı bir hastalığın ortaya çıkması. Fiyatın pahalı gelmesi. Sigaranın zararları hakkındaki yayınlar. Çevresi tarafından bırakmaya yönelik teşvik, kınama. Kapalı yerlerde sigara içiminin yasaklanması. Gelişmiş ülkelerde sigaranın zararları hakkındaki yazılar, sigaranın fiyatı, kınama ve yasaklamalar etkili olmaktadır; ancak, bizim insanımızı bir hastalığın ortaya çıkması daha çok etkilemektedir. Örneğin, kalp krizi geçirmiş veya by-pass ameliyatı olmuş hastaların sigarayı bırakma oranları yüksektir ve başarılıdır. Sigarayı bırakma yolları nelerdir? Akupunktur, Grup Terapisi, Hipnoz, Kişisel çaba ile bırakma, Farmokolojik tedavi. |
Tarih: 19:37, 11/8/2008 Kategori: saglik |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
TONİKLER VE YAPILIŞLARI
 Tonikler ve yapılışları
Tonikler soğuk losyonlardır. Cildi canlandırır, tazeler, güçlendirirler. Cildin yağını tamamen yok etmek gerektiğinde, temizleyici bir losyondan sonra da tonik kullanılabilir. Gerekirse tonikler cildi tek başına da temizleyebilir. Ciltleri duyarlı olanlar, bitkisel losyonlarla yetinmelidir. Alkolsüz toniklerin içinde belki de en yararlısı gül suyu ve kekik ile yapılan toniklerdir.
Normal yağlı ciltler için Malzemesi: İki ölçü gül suyu, bir ölçü kekik losyonu (sıcak demlendirme). Yapılışı: Tüm malzeme karıştırılıp kullanılır. Bu ölçüler normal yağlı, ciltler içindir. Çok yağlı ciltler de kekik miktarını çoğaltmak ciltleri daha kuruca olanlar ise gül suyu miktarını çoğaltabilirler. Normal ciltler için Malzemesi: İki fincan elma sirkesi, bir fincan kokulu çiçek (cildin cinsine göre, lavanta, papatya vb.). Yapılışı: Bitki ve sirke bir kavanoza konur, iki hafta güneşte bekletilir. Bu süre içinde kavanoz zaman zaman çalkalanır, sonra karışım süzülüp ufak şişelere aktarılır. Bir ölçü sirkeye sekiz ölçü su suyu katılır. Bu tonik portakalı veya limonlu da yapılabilir. Portakal kabuklan önceden iki veya üç gün kurutulup havanda dövülür. Bir portakal kabuğuna iki fincan sirke yeterlidir. Daha sonra yukarıda belirtildiği gibi şişede bekletilir. Cildin asiditesini dengeleyen tonik Malzemesi: Üç tatlı kaşığı kurutulmuş nane, iki çorba kaşığı elma sirkesi, bir fincan yağmur suyu veya arı su (saf su). Yapılışı:Nane ile sirke, kapaklı bir kavanoza konup yedi bekletildikten sonra süzülür, yağmur suyu veya arı su katılır. Cildin kaba görünüşünü yok eden bu basit toniği çoğu kişi beğenecektir. Cilde düzgünlük, renk vermek ve siyah noktaları temizlemek için limonlu tonik Malzemesi: Üç adet limon, bir adet salatalık, bir adet portakal, üç çorba kaşığı gül suyu, iki çorba kaşığı alkol Yapılışı: Limon, portakal ve salatalığın suyu sıkılır.Alkole katılmış gül suyu eklenip karıştırılır. Gliserinli sıvı sabun Malzemesi: Bir yumurta sarısı, bir çorba kaşığı gliserin, bir tatlı kaşığı polen Yapılışı: Bu karışım rahatça sabun yerine geçer. Bir parça pamuk ile yüze ve boyna sürüldükten sonra kurumaya bırakılır.Yüz önce sıcak, sonra soğuk su ile yıkanır.Bu sıvı, cildi tahriş etmeden temizler.Arta kalan sıvı ağzı kapalı bir şişede buzdolabında birkaç gün dayanır.Kullanacağı zaman şişeyi çalkalamalıdır.
|
Tarih: 19:31, 11/8/2008 Kategori: cilt bakimi |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
KARANFİL
KARANF İL
Çan biçimindeki pembe renkli çiçeklerinin tomurcukları kurutulduğunda kırmızımsı kahverengine döner. Hoş kokulu olan bu tomurcuklara kısaca ‘karanfil’ adı verilir. Kısmen gölgeli, soğuk ve rüzgâra karşı korunmalı yerleri seven karanfil ağacı, suyu iyi akıntılı ve asitli toprakları yeğler. Tohumuyla ya da gövde çelikleriyle çoğaltılır. Karanfil tomurcuklarında ogenol (ojenol) adı verilen hidrokarbon, şahsilik asit ve karyofıllin içeren bir uçucu yağ (esans) bulunur. Karanfılyağı da denilen bu esans, diş hekimliğinde sıkça yararlanılan antiseptik ve ağrı kesici ilaçların yapımında kullanılır. Karanfil tomurcukları ise, bazı reçel, yemek, turşu ve baharatlı şarapların yapımında çeşni olarak kullanılmaktadır. Karanfil tomurcuklarının ve karanfilyağının sağlığa yararlı etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir: 1. Karanfil tomurcukları uyarıcıdır. Özellikle sindirim sistemi üzerinde uyarıcı etki yapar. 2. Gaz söktürücüdür. 3. Mide bulantısını bastırır. Kusmaları önler. Bu etkilerinden yararlanılmak üzere piyasada satılan karanfil tomurcuklarından bir tutam (7-8 tane) alınıp 1 bardak kaynar suya atılır. 10 dakika demlendirilerek hazırlanan infüzyon ılık olarak içilir. 1. Karanfil tomurcukları nefesin kötü kokusunu yok eder. Bunun için tomurcuklar ağızda çiğnenip sert bakiye tükürükle atılır ya da yukarda tarifi verilen infüzyonla gargara yapılır. 2. Karanfil tomurcuğu ağrı kesici ve hafif uyuşturucudur. Bu etkilerinden yararlanılarak diş ağrısını kesmekte kullanılır. Bir adet karanfil tohumu ağıza alınır. Ağrıyan çürük dişin yakınına getirilir ve bir süre orada tutulur ya da gene piyasada satılan karanfilyağı biraz pamuğun üzerine damlatılır ve pamuk ağrıyan dişe bastırılır. 3. Karanfılyağı romatizma ve nevralji ağrılarının hafifletilmesinde yararlı olur. Bunun için karanfilyağı ağrılı yerlere dıştan ovuşturularak uygulanır.
|
Tarih: 19:18, 11/8/2008 Kategori: sifalibitkiler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
ses kısıklığı

Pek çok farklı sebebe bağlı olarak ortaya çıkan ses kısıklığı, uzun sürerse en kısa sürede bir uzmana danışmak şart.
Bir insanın normalde her zaman çıkardığı sesten daha farklı ses çıkarmasına genel olarak ses kısıklığı deniyor. Buna daha ince, daha kaba, çatallı, çabuk yorulan, sürekli kısılabilen, bazı enfeksiyonlarda hatta hiç çıkmayan seslerin hepsi dahil. Sesi oluşturan mekanizma aslında oldukça basit. Ses telleri denilen kas sistemi, kıkırdaklar ve sinirlerle uyarılarak açılıyor ve kapanıyor. Açıldıkları zaman nefes alıyoruz. Kapandıkları zaman ise aşağıdan, yani akciğerlerden gelen hava, iki ses telinin arasından geçerken bir vibrasyon oluşturuyor. Bu da sesin oluşmasını sağlıyor. Boğazımızdaki yani burnumuzun arkasındaki geniz boşluğumuz ve ağız boşluğumuz bunun rezonansını verirken, dilimiz de karakterini veriyor. Sesin ana mekanizması olan ses tellerinde oluşabilecek herhangi bir oluşum, problem ses kısıklığına yol açabiliyor.
REFLÜ DE OLABİLİR Yapılan araştırmalara göre ses kısıklığı nedenlerinin yaklaşık yüzde 64'ü reflü nedeniyle oluşuyor. Midedeki asidin yemek borusuna kadar gelmesi ve bu asit salgısının yemek borusunun dışına çıkıp ses telleri üzerinde zehirleyici (toksik) bir etki yapması ses kısıklıklarına sebep oluyor. Ses kısıklıklarına neden olan bir diğer faktörün alerji olduğunu belirten Prof. Dr. Öz, alerjik bir insanın özellikle alerjenle karşı karşıya kaldığı dönemde sıkıntılar yaşadığını vurgulayarak, 'Özellikle bahar aylarında kişinin sesinde yorgunluk, ses tellerindeki ödemden dolayı bir kabalaşma olur. Bu dönemde sesini yorması ve ona daha fazla güç vermeye kalkışması yanlış bir kullanımdır' diyor. Tüm bu yanlış kullanımlardan bir ya da birkaçı birleşerek ses telinde nodüle neden oluyor. Her iki ses telinde de simetrik olarak oluşan nasırlaşma gibi kabarıklıklara nodül deniyor.
SESİNİZİ YORMAYIN Polip ise yine sesin yanlış kullanımına bağlı olarak gelişen akut bir travma. Bilinçsiz bir şekilde yapılan ani bir bağırmaya bağlı olarak oluşan küçücük bir kanamayla ses telinde polip oluşuyor. Sık görülen polipler bir günde ses kısıklığı yaratıyor. Hastalar genelde, maça gidenler, sinirli bir şekilde çocuğuna bağıranlar veya pazarcılardan oluşuyor. Ses kısıklığını yaratan bir diğer faktör ise kist. Ses telinin içinde yer alan kist, oradaki salgı üreten bezlerin tıkanmasıyla oluşuyor. Kist oluştuktan sonra ise, seste yorgunluk ve çatallanma oluyor. Selim lezyonlar da ses kısıklığına yer açabilen faktörlerden. Selim lezyonların hiçbiri kanser değil ve dikkatli muayene edilip doğru tanı konulduğunda cerrahi tedavi ile başarılı sonuçlar alınıyor.
SES NEDEN KISILIR? Ses kısıklığının en sık görülen nedeninin üst solunum yolu enfeksiyonları olduğunu belirten Acıbadem Hastanesi Bakırköy KBB Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz, bu gibi durumlarda sesin birkaç gün kadar hiç çıkmayabildiğini söylüyor: 'Üst solunum enfeksiyonu yaşayan örneğin sinüziti olan bir kişi, ses tellerine doğru akıntısı olduğu için öksürmek zorunda kalır. Öksürük travması, seste daha çabuk yorulmayı getirdiği için ses kısıklığı yaratan başlıca sebeplerden biri.
BOL SU İÇİN Sesin yanlış kullanımı da bir başka neden. Sesi yanlış kullanmak aslında normal ses tonundan daha yüksek tonda konuşmak ve yüksek tonda uzun süre konuşmak anlamına geliyor. Çevresel faktörler nedeniyle sesi yükseltmek, sesin kısılmasına yol açacak kadar sesi yanlış kullanmaya sebep olabiliyor. Uzmanlar sesini yoğun kullanmak zorunda olan kişilere özellikle bol su içmelerini öneriyor. 'İnsanlar konuşurken su içtikleri ve ses tellerini ıslak tuttukları sürece, ses telleri çok daha rahat çalışır. Islak bir ortamda, kaygan bir zeminde, aşağıdan gelen havayla çok daha iyi titreşir.
|
Tarih: 21:17, 16/8/2007 Kategori: saglik |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
maydanoz
|
Maydanoz bir provitamin A (Beta karoten ) kaynağıdır. Bu özelliği ile görme gücüne, kılcal damar sistemine, adrenal bezine ve troid bezine iyi gelir. Ayrıca potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin yönünden de zengindir. Maydanoz suyundaki yüksek klorofil miktarı kanı arttırarak oksijeni metabolize eder ve böbreklerin, karaciğerin, idrar yollarının temizlenmesine yardım eder. Sindirim enzimlerini uyararak sindirim rahatsızlıklarını dindirir. İnce barsaktaki peristaltik hareketleri arttırır. Bir tutam maydanoz günlük C Vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar.
-
Kanı temizler, kansızlığa, mesane iltihaplanmasına ,kum, böbrek taşı ile tansiyona,şişmanlığa,böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına,damar sertliğine etkilidir. Maydanoz suyuna bal ve limon ilave edilerek günde 1-2 bardak içilir. Böbrek rahatsızlıklarında; 4 bardak suya 1 demet maydanoz yıkanır konur, 5 dakika kaynatılır, süzülür, günde 3 kere 1′er çay bardağı içilir.
-
Tohumları idrar ve safra söktürücüdür. Maydanoz, aybaşı sancılarını keser, adetleri düzenler ve kolaylaştırır, ağrıları giderir, akıntıları keser.Barsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Gazın dışarı atılmasını sağlar.
-
Grip ve nezleyi geçirir, balgam söktürür, terletir, ateş düşürür.Kan şekerini normal seviyede tutar, kansere karşı koruyucudur, vücuttaki zehirli maddeleri dışarı atar, romatizma hastalığına ve sarılığa iyi gelir.
-
Yatmadan önce ağızda çiğnenen bir demet maydanoz rahat uyumayı sağlar. Bulantılarda ve nefes darlığında bir tutam maydanozu iyice çiğneyerek yutmak kişiyi rahatlatır.
-
Anne sütünü azaltır. Emzikli kadınların süt kanalı tıkanmalarında maydanoz lapası uygulanır. Yara, kesik ve morartıları iyileştirir. Kulak ve diş ağrısına iyi gelir.
-
Afrodizyaktır.
-
Sivilceli,lekeli,pürüzlü ve kırışık ciltlerde parlaklılık ve pürüzsüzlük verir. 2 bardak kaynatılmış suda, 1 demet yıkanmış maydanoz sapları ile beraber üstü kapalı olarak kısık ateşte 5 dk. Kaynatılır.20 dk. Demlenmeye bırakılır süzülür.Böylece etkili cilt losyonu ve lapası elde edilir.Temiz cilde lapası sürülüp 20 dk bekletilir,sonra süzülen maydanoz suyu ile cildi yıkanır.Her gün günde birkaç kez uygulanır.
-
Saçları besler,parlatır, dökülmeyi yavaşlatır. Saçlar maydanoz suyu ile yıkanır.
-
Arı ve haşarat sokmalarında sokulan yere sürülürse ağrıyı giderir. |
| Kullanışı |
Birkaç taze yaprak, bir litre suda kaynatılarak günde iki fincan içilir. Kuru yapraklardan elde edilen toz, günde iki tutam içilebilir. Kompres ve gözler için losyon ve şampuanı yapılır. Astım, menopoz, ağrılı adet görme ve öksürük için yukarıdaki kaynamaya birkaç kök ve yarım avuç tohum atılarak el ayak banyoları yapılır. Lapası kıyılmış yapraklardan yapılır.
-
Şeker hastalığında: 3 demet maydanoz ezilir, 6 bardak suya konulur, üstü kapatılır, 30 dakika demlemeye bırakılır, sonra süzülür, üzerine 1,5 su bardağı taze sıkılmış limon suyu ilave edilir. Her gün sabahları aç karnına 1 bardak içilir. .
-
UYARI:Maydanoz suyu 60 gr’dan fazla ve tek başına içilmemeli. Havuç-elma suyuyla içilebilir. Böbrek iltihabı olanlar yememelidir. | |
Tarih: 21:15, 16/8/2007 Kategori: sifalibitkiler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
bayanlara diyet
| Sabah |
Ogle |
Ikindi |
Akşam |
Yatmadan önce |
|
| 1. gün |
1 adet domates 1 adet soyulmuş salatalık 1 kibrit kutusu beyaz peynir (yağsız) 1 ince dilim ekmek 1 adet şeftali
|
1 adet tavuk baget (derisiz) 1 adet soyulmuş salatalık 1 ince dilim ekmek
|
1 adet peynirli sandviç 2 adet kayısı
|
1 adet soyulmuş salatalık 1 ince dilim ekmek 2 yemek kaşığı makarna (sade) 8 adet çilek 5 yemek kaşığı fasulye taze (z. yağlı)
|
1 su bardağı süt (1/2 yağlı) |
|
| 2. gün |
1 adet domates 1 adet soyulmuş salatalık 1 kibrit kutusu beyaz peynir (yağsız) 1 ince dilim ekmek 2 adet kayısı
|
4 adet köfte 1 adet domates 1 adet soyulmuş salatalık 1 ince dilim ekmek
|
1 adet peynirli sandviç
|
1 ince dilim ekmek 2 yemek kaşığı pirinç pilav (sade) 15 adet kiraz 5 yemek kaşığı bamya taze (z. yağlı)
|
1 su bardağı süt (1/2 yağlı) |
|
| 3. gün |
1 adet soyulmuş salatalık 1 kibrit kutusu beyaz peynir (yağsız) 1 ince dilim ekmek 2 adet kayısı
|
1 adet domates 1 ince dilim ekmek 80 gram ton balığı (konserve)
|
1 adet peynirli sandviç
|
1 adet domates 2 yemek kaşığı makarna (sade) 1 ince dilim kavun 5 yemek kaşığı bezelye taze (z. yağlı)
|
1 su bardağı süt (1/2 yağlı) | |
Tarih: 23:22, 29/7/2007 Kategori: saglik |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
ilginç bilgiler

1 Nisan sakasinin kökeni nedir?
1564 yilinda Fransa krali IX Charles, yil baslangicini Ocak ayinin birinci gününe aldi. Daha önce Avrupada yaygin olan yil baslangici Mart 25 idi. O zamanki iletisim sartlarinda IX Charles'in bu karari fazla yayilamadi. Duyanlar ise protesto amaciyla eski adetlerine devam ettiler.1 Nisan'da partiler düzenlediler. Digerleri ise onlari Nisan aptallari olarak nitelendirdiler.1 Nisan'a bütün aptallarin günü adini verdiler. Bu günde digerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapilmayacak partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yillar sonra Ocak ayinin yilin ilk ayi olmasina alisilinca, Fransizlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin parçasi görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayildi.
Insanlar niçin içki kadehlerini tokustururlar?
Bu konuda iki ayri açiklama vardir. 1) Insanlarin bes duyusunu tatmin amaciyla sarap kadehini sofrada çin sesiye tokusturmak. Sarabin rengi, görme; diliyle tat alma; burunla koklama;eliyle dokurma,ve çin sesiyle isitme. Sarap bütün duygulari tatmin eder anlamini tasir. 2)Antik çaglarda bir insanin düsmanini yemege davet edip,ona zehirli içki sunmasi dogal sayiliyordu. Ev sahibi içkinin zehirsiz oldugunu kanitlamak için kendi içkisini havaya kaldirir ve misafirin içkisinden bir yudumun kendi kadehine dökülmesini isterdi. Sonra ayni anda içkilerini içerlerdi. Misafir böyle durumda ev sahibine güvenini göstermek için kadehini ev sahibinin yukari kaldirdigi kadehe hafifçe vurur, çin sesiyle içkiyi denemeye gerek olmadigini gösterirdi.
Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler?
Çinlilerin yemek yeme aliskanliklarinin yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde yemelerinden çubuk kullandiklari anlasiliyor.Çinde eskiden yalnizca zenginler masada otururlardi. Halkin çogunlugu tabaklari ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarini tutar, öteki elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hizla artan nüfus yüzünden yiyecek sikintisi çeken çinliler önlerindeki yiyecegi küçük parçalar halinde çogaltarak yiyorlardi. O zamanlar agaç sikintisi nedeniyle de tahta kullanimi kisitliydi. Masa kullanimi bu yüzden çok zordu. Çubuklar fildisinden ve kemikten yapilirdi.
Dünyanin en çok söylenen sarkisi hangisidir?
Bu sarki"Happy birthday to you" dur. Sarkinin asil kaynagi Amerika'li iki kiz kardese aittir. Orijinal adi " Good Morning to All" yani " hepinize günaydin"dir. Daha sonra güftesi degistirilerek bütün dünyaya yayilmistir. Fakat telif hakki kardeslere aittir, onlardan sonra da Warner/chappel müzik sirketine geçmistir. Müzik ticari amaçli kullanildigi zaman sirkete ödeme yapma zorunlulugu vardir.
Yapistiricilar nasil yapistiriyor?
Yapistiricilarin sagladigi yapisma olayi aslinda kimyasal bir reaksiyondan baska bir sey degildir. Günümüzde imalatçilar yapistiricilari sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapisma olayinda benzer veya ayri malzemeden iki madde, bir de yapiskan gerekir. Burada en önemli görev yapistiricidadir. Yapistiricinin moleküllerinin diger iki madde molekülleri ile birlesme egilimi gösterir bir yapida olmasi gerekmektedir.
Mezara niçin çiçek konulur?
Ilk olarak Misir Firavunu Tutamkamon'nun milattan önce 1346 da öldügünde mezarinin çiçekten tacçlarla kaplandigi saptanmistir. Kuzey Avrupada ise M.Ö 2000 yillara kadar mezara çiçek kondugu belirlenmistir. O zamanlarda bu çiçeklerin amaci iyi ruhlari çekme, kötaü ruhlari kovma amaciylaydi. Sonradan ise asil amaç cesetler çürürken çikan kokuyu kamufle etme amacini tasir. Servi agaci da bu nedenle mazarliklarda kullanilir. Agacin yapraklari rüzgari önler, kendine özgü ferah kokusu vardir. Cenaze törenherinde siyah giyinmenin amaci da mezarliklarda hayalletlerden sakinmak amaci tasimaktadir.
Satrançta sah niçin o kadar pasiftir?
Çünkü sah koruma altindadir. Zaten satrançta amaç sahi almaktir. O yüzden bütün taslar onu korumakla görevlidir. Vezir ise baskumandan gibi saha yardim eder. Ileri geri, çapraz her yöne gidebilir. Batida vezire Kraliçe adi verilmistir. Bununla Kraliçe'nin Kralin en büyük destegi oldugunu isaret etmektir. Satranç 6. yüzyilda Hindular tarafindan oynanmaya baslanmis, oradan dünyaya yayilmistir.
Insan korkunca niçin disleri birbirine vurur?
Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karsilasinca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diger canlilarda oldugu gibi disler ve çene savunmanin ana mekanizmalaridir.Iste bu nedenle ilk insanlardan gelen kalitimsal yapidan dolayi önce çene ve disler harekete geçer. Çenedeki kaslar titrer, bu da sanki disler birbirine vuruyormus gibi görüntü verir.
Akil ile zeka arasinda fark nedir?
Akil yalanla gerçegi, dogru ile yanlisi ayirabilme, bir konuda düsünce yürütebilme ve görüs bildirme yetenegidir. Insan olgunlastikça akli gelisir. Zeka ise bir olayi önce anlama, iliskileri kavrama, yargilama ve açiklayarak çözme yatanegidir. Genel olarak 12 yasina kadar gelisir, 20 yasina kadar sürer sonra sabit kalir. Zeka bir insanin her türlü olay karsisinda ayni yetenegi gösterebilecegi anlamina gelmez. Bir besteci müzik yapitini akliyla degil zekasiyla yaratir. Fakat en basit matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algi ve hafiza yetenegine, tutkulara, egilimlere göre farliliklar gösterir. Akil somut olarak ölçülemez, zeka IQ denilen testle ölçülebilir.
Dolunay insan davranislarinietkiler mi?
Insanlar arasinda bu inanç oldukça yaygindir. Eskilerin Ay'in dönemlerine bagladiklari bos bir inancin günümüze uzanan bir varsayimidir. Bilim adamlarinin yaptiklari bütün çalismalar bu görüsün bos oldugunu kanitlamistir. Ay, dünyadaki okyanuslarin gel-git denilen sularin alçalmasi ve yükselmesi olayi üzerinde dogrudan etkisi vardir. Vücudumuzdaki suyun orani , okyanuslardaki su miktariyla kiyaslanamaz. Yani Ay'in çekim gücü insani etkileseydi yalniz dolunayda degil her gün olmasi gerekirdi. Dolunayda ayin parlakligi da pek önemli bir etken degildir. Çünkü gönderdigi isik miktari Günes'in gönderdiginin 600 binde biri kadardir.
Niçin gözyasi dökeriz?
Dünyadaki canlilardan sadece insan ruhsal nedenlearle aglar. Insani farkli kilan bu durum süphesiz yasam tarihindeki evrimin bir sonucudur. Aslinda gözlerimize sürekli gözyasi koruma amaçli olarak salgilanmaktadir. Fakat aglama ruhsal bir bosalmadir. Bu konuyu ilk inceleyer Darwin'dir. Daha sonra yapilan deneyler sonucu görüldü ki sogan dograrken akan gözyaslarinin kimyasal yapilari farklidir. Ruhsal gözyaslari daha çok protein içermektedir. Fakat henüz bu farkin nedeni açiklanamamistir.
Üç yasindan daha önce olanlari için hatirlamiyoruz?
Bilim adamlari geçmis deneyimlerimizi saklayan hafizamizin beynimizde aniveya öykü seklinde organize oldugunu ileri sürüyorlar. Üç yasindan küçükler bu sekilde iletisim kurma yetenegine sahip degiller.Öykü ve anilarini anlatamiyorlar. Yer ve karakter kavramlarini anlamiyorlar. Üç yasindan küçükler düzgün konusabildikleri,anlayis, sezis ve hafiza yeteneklerine sahip olduklari halde tüm olanlari bir bütün olarak sekillendiremiyor, öyküye dönüstüremiyorlar.Hafizamiz ne yaptigini ne yapildigini 3-4 yaslarinda kaydetmeye basliyor.
Yumurtanin niçin bir tarafi yuvarlak, diger tarafi sivridir?
Egerköseli olsalardi kenarlari dayaniklilik bakimindan çok zayif olurdu. En dayanikli geometrik sekil küredir ama bu sekildeki yumurta yuvarlanacak olursa nerede duracagi belli olmaz. Yumurta yuvarlaninca düz gitmez. Ince tarafi üstünde dairesel bir yol çizer. Basladigi yere yakin bir noktada durur. Yani düz bir yerde kaybolmasi olanaksizdir. Yumurta, tavugun yumurta kanalinda küre seklindedir. Ilerlemesi sirasinda arkada kalan dairesel kaslarin büzüserek hem yumurtayi ileri iterler hem de bu kismina baski yaparak konik biçimini saglarlar. Yumurtanin seklinin nedeni de budur. Sürüngenlerde bu düzenek olmadigindan yumurtalari küresel biçimdedir.
Develerin hörgüçlerinde ne var?
Genelde hörgüçlerinde su oldugu ve uzun yolculuklarinda bu suyu kullandiklari söylenir ama dogru degildir. Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg kadar yag bulunur. Yiyecek bulamadiklari zaman bu enerjiyle hareketlerini saglarlar ayrica yag çöl sicagina karsi koruma görevi de yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozalari insana göre 100 kat daha büyüktür. Soluk alirken havadaki nemin üçte ikisini kazanabilirler. Su kaybini da dokularindan kaybederler, kandaki su etkilenmez.
Çinlilerin gözleri niçin çekiktir?
Yalniz çinlilerin degil, Orta ve Güneydogu Asya'da yasayanlarin, japonlarin hatta Eskimolarin da gözleri çekiktir. Aslinda göz yapisi bütün dünyada aynidir. Farki yaratan göz kapaklaridir. Çekik gözlü diye nitelendirilen irklarda gözün üzerindeki göz kapaginin ikinci kivrimi, gözün üstüne daha çok inmistir. Bazi teorilere göre bu kivrim insanlarin gözlerini yogun kar tabakasinin, göz kamastiran isigindan korumak için bir çesit kar gözlügü gibi gelismistir. Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yogun kar yagmiyorsa da onlarin atalarinin buzul çaginda kuzeyde yasadiklari daha sonra güneye indikleri kanitlanmistir. Yalniz gözleri degil, burunlari da rüzgara karsi korunmak için küçülmüs, burun delikleri sogugu engellemek için daralmistir. Ciltleri de koruma amaçli olarak yaglidir. Göz kapaklari da yaglidir. Gözü ve iç tabakalarini kara ve buza karsi korur. Yani çekik gözlü degil, düsük göz kapakli, demek daha dogrudur.
Ates böcegi nasil isik saçiyor?
Aslinda bu böcegin verdigi isigin atesle de sicaklikla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adi "Soguk Isik"tir. Bu isik olayi, moleküler seviyede kimyasal bir islemdir. Bazi moleküllerin ayrisarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi isiga dönüstürebildikleridir. Ates böceginin karin bölgesindeki isik organinda bulunan guddelerden isik elde etmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat onlar da tam olarak isik vermeye yetmedigi için böceginisik bölgesine yakin solunum organinin isik verme aninda burayi oksijenle beslemesi gerekmektedir
Kumaslar yikandiktan sonra niçin çeker?
Aslinda kumas islaninca lifler sistiginden kumasin az biraz uzamasi gerekmektedir. Ama bükümlerin açilarindaki deformasyonun yarattigi çekme kuvveti daha fazla oldugundan sonuçta kumas boydan kisalir. Kumas yikandiktan sonra kurutuldugunda sismis lifler eski durumlarina gelirler. Ama kumas ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek isi, çalkalama, sabun hepsi kumasin çekmesini kolaylastirir. Kumas birkaç kez yikandiktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulasir ve ondan sonra yikandiginda çekmez.
Insanlar saatlerini niçin sol kollarina takarlar?
Özel bir durum veya farkli olma düsüncesi yoksa insanlarin çogu saatlerini sol kola takar. Çünkü çogunluk sag elini kullanmaktadir ve bu kolun daha hareketli olmasi nedeniyle saatin bir yerlere çarpip zarar görme olasiligi yüksektir. Zaten saatin kurma dügmesi 3 rakaminin yanindadir. Insanlar saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten çikarmadan sag elle uzattiklari sol kollarindaki saati kurabilirler.
Bir hafta niçin 7 gündür?
Babilliler 7 günlük haftayi zaman birimi olarak kullaniyorlardi. Ilk çaglarda bilinen bes gezegen ile günes ve ayin sayisi nin 7 olusu bu sayiyi gizemli ve ugurlu kiliyordu. Daha sonra dinlerde gögün 7 kat olusu ve dogadaki ana renk sayisinin 7 olusu, müzik notalarinin 7 olusu sayinin önemini daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapisini degistirerek hafta sayisini 10 yapti ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasina geçti, o da tutulmadi. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldi.
Niçin otellerin kapilari döner kapidir?
Döner kapilarin tek amaci enerji tasarrufudur. Büyük binalarin içerleri devamli olarak isitilir. Açilan normal kapidan içeri soguk hava rahatlikla girer. Eger normal kapi kullanilirsa hava degisimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalisacaktir. Özellikle çok kisinin girip çiktigi otel veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapi kullanilir. Döner kanatlar sicak havanin disari çikmasina, soguk havanin da içeri girmesini engeller.
Imdat çagrisi S.O.S 'in anlami nedir?
Çok kisi "Save our Ship" gemimizi kurtar; "Save our Soul" ruhumuzu kurtar; "Stop Other Signals" diger sinyalleri sözcüklerinin kisaltilmisi sanir. Oysa hiçbiri degildir. Tamamen telgraf zamanindan kalma mors alfabesiyle ilgilidir. Imdat çagrisinin çok kolay akilda tutulabilmesi için 1908 de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan S.O.S seçildi.
Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur?
Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapaginin hemen altina, kasi kemige baglayan tedoma minik lastik bir çekiçle vurdugu zaman bacak ileri firlar. Bu reflekste baldir kaslarindaki duyu sinirleri kasin genislemesine tepki verir ve yeni sinir sinyalleri olusturarak kaslara hafif bir basinç uygulandigini ve gerildiklerini omuriligine iletirler. Omirilik ise bu basinca dayanabilmesi için kaslarin kasilmasi gerektigini bildirir, bacak tekrar geri hareket eder. Refleks, beyin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan dogrudan omuriligin komutlariyla gerçeklesmektedir. Diz kapagi refleksi omuriligin isleyisi konusunda bilgi veren önemli bir tani yöntemidir.
Tükenmez kalemin dolmakalemden farki nedir?
Kalemin tarihi yazininkinden de eskidir. Ilk insanlar sivriltilmis çakmak taslariyla duvar resimleri yapmistir. Mürekkepli metal kalemler Romalilar tarafindan biliniyordu. Tükenmez kalem adi ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk modeli 1880 yilinda yapilmistir fakat ragbet görmemistir. Uçaklarin gelismesiyle gündeme tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye çikinca hava basinci oldukça azalir. Dolmakalem mürekkebi basinç nedeniyle disari akarak kagidi ya da giysiyi lekeler. 2.Dünya Savasi'nda askeri uçaklarda kullanilan tükenmez kalem sonradan yayginlasmistir. Tükenmez kalemlerde mürekkep kagida pirinç uçtaki yuvaya yerlestirilmis minik bir bilye araciligiyla aktarilir. Fakat dolmakalemin özelligi seçkin ve yaziyi kaliteli kilmasidir.
Radyonun sesi açilinca pil daha çabuk mu biter?
Pille çalisan portatif radyolarda sesin yüksekligi pilin ömrünü etkiler. Radyo açik, sesi kapali durumu ile sesin sonuna kadar açik durumu arasindaki fark pillerin ömürlerinin kisalmasina neden olur. Ses sonuna kadar açildiginda pillerden çekilen akim yüzde 30 artmaktadir. Bu durum, küçügünden büyügüne, pille çalisan ve ses yükselticisi olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynidir.
Horozlar niçin sabahlari erkenden öterler?
Sabah günes dogarken ötmek yalniz horozlara özgü degildir. Kulaga en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin digerlerinden daha güçlü olmasidir. Kuslarin büyük çogunlugu da ayni saatlerde agaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem horozlar hem kuslar bu ötüsü sürdürürler ama seslerinin en güçlü çiktigi zaman sabah saatleridir. Horoz ve kuslarin sabah gün dogarken ötmeleri biyolojik saatleriyle ayarlanmistir
Evlerimizdeki sinekler kisin nereye gidiyor?
Sineklerin her türü kisin ortadan kaybolur. Havalarin isinmasiyla birlikte ansizin ortaya çikarlar. Sinekler isiya karsi çok hassastir. Günes bulutun arkasina girdigi zaman olusan isi düsmesinden etkilenirler. Kis günlerinde yasama sanslari yoktur. Ölmeden önce yumurtalarini topraga veya kuytuya gömerler. Lavra ve yumurtalar soguktan etkilenmez. Yaz sicaklari baslayinca yumurtalar çatlar ve yine sinekli günler baslar.
Termos nasil sicagi sicak, sogugu soguk tutuyor?
Tek nedeni vardir, vakum.Yani bosluk.Bir termosta içiçe geçmis iki kap vardir.Distaki metal bir kap olup içteki genellikle bir cam sisedir.Ikisinin arasindaki hava ise bosaltilmistir.Tam olmasa da üreticiler tarafindan elde edilebilen tama yakin bir bosluk vardir.Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de ilmadigindan isi iletilemez.Cismin isisi baslangiçta ne ise o halde kalir.Içerden disariya, disardan içeriye isi geçisi olmaz.Böylece termosa konan sivi sicaksa sicak, soguksa soguk kalir.
Kuslar nasil konusabiliyor?
Her insan agziyla konusur ama konusabilmeyi saglayan asil organ beyindir. Beyinde olusan düsünceler dilimize ve dudaklarimiza aktarilir. Hayvanlar bu nedenle konusamaz. Papagan ve benzeri kuslarin yaptiklari konusma degil, mükemmel bir ses tinisi ezberi ve tekrardir. Sesleri ezberler ve taklit ederler. Kuslarin ses organlari memeli hayvanlardan farkli olarak girtlakta degil gögüs kafeslerinn dibinde, karin boslugunun derinliklerindedir. Kuslarin dogasinda ses taklit yetenegi vardir. Dogayla içiçe yasarken diger kuslarin seslerini taklit ederek bir çesit iletisim saglarlar.
Kediler balik ve sütü niçin severler?
Kedilerin sudan hoslanmadigi bilinir. Ama aslinda kediler çok iyi yüzerler. Hava sartlarindan dolayi ve de tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler. Evkedisinin balik sevmesinin yaninda kuslara ve farelere olan düskünlügünün nedeni evcillestirilmeden önce Misir'da Nil vadisinde balik, kurbaga, küçük kus ve fareleri avlayarak yasamis olmasidir. Zaten eski Misirlilar kedilerifare avcilari oldugu için evcillestirmislerdir. Günümüzde kedinin kuzey Hindistan ve Güneydogu Asya'da yasayan türleri irmaklarin kenarlarinda balik avlayarak yasamaktadir. Patileriile baliklari sudan disari atar, gerekirse suya tamamen girerler. Eski Misir'da kedi bakicilari onlari ekmek ve sütle beslemislerdir. Kedilerin süt zevkinin de Misirli bakicilarinin yarattigi beslenme aliskanligindan kaynaklanmaktadir.
Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapisirlar?
Buzun erimesi için yalnizca sicaklik degil basinç da önemlidir. Daglardaki buzullarin kayma nedeni de budur. Basinçla alt tabaka erir ve kayma olusur. Bir kabin içinde ya da bir bardakta üstüste duran buzlarin herbiri altindakine degdigi noktada bir basinç olusturur ve bu noktada çok küçük kisim erir.Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz küpçügünün birlestigi noktada tekrar donar. Iki buz parçasi kaynak yapilmiscasina birbirlerine yapisir ve orada bir daha erime olmaz. |
Tarih: 20:09, 18/7/2007 Kategori: ilginc bilgiler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
kayısı yağı ve faydaları

kayısı yağı ve faydaları
Faydaları : Akneleri temizler, cilde canlılık verir. Yaşlanma ile ortaya çıkan kırışıklıkları giderir. Nemlendirici, arındırıcı ve onarıcı özelliğe sahiptir.
Kullanım alanları : Yüz temizliğinde ve nemlendirici olarak kullanılır. Dahilen parazit problemleri içinde kullanılabilir.
Kullanım önerileri : Akşamları yatmadan önce nemli bir pamuğa dökeceğiniz kayısı yağını yüzünüze ve boynunuza daireler halinde uygulayınız. Gündüzleri ise nemlendirici krem yerine kullanılabilir. Dahilen suya 4-5 damla damlatılarak içilir
AYRICA KENDİM- geceleri yatmadan önce cildimi gülsuyu ile temizliyorum. Daha sonra kayısı yağı susam yağı ve jojoba yağından yapmış olduğu m karışımı parmağıma sürüp yüzüme ve boynuma daireler halinde
muhakkak denemenizi istiyorum memnun kalcaksınız |
Tarih: 19:57, 12/7/2007 Kategori: sifalibitkiler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
İnsanları Mutlu Eden Yiyecekler
 İçinde endorphin bulunan ve insanı mutlu eden besinler..
Çilek: C vitamini deposu olan çilek, önde gelen afrodizyaklar arasında yer alır. Çilek bütün salgı bezlerini çalıştırarak vücuda gençlik ve kuvvet kazandırır. Yüksek tansiyonu düşürür, damarları temizler. Kansere karşı korur, böbrekte kum ve taş oluşmasını önler.
Muz: Kokusuyla bile mutluluk taşıyan tam bir Endorphin deposudur. Kendinizi, güçsüz ve sinirli mi hissediyorsunuz, hemen bir muz yiyin. Kalsiyum ve magnezyum içeren bu meyve strese karşı bire bir. Sinir hastalığı olanlar için her gün yemek arası saatlerde tüketilmesi gereken bir besindir.
Üzüm: Kırmızı ve beyaz üzüm yiyen herkes gülücükler saçar. Üzümde yüzde 20 oranında diekt olarak kana karışan şeker vardır. Bedenen ve zihnen çalışanlar için iyi bir gıdadır. Üzümdeki bol demir kan yapar. Yüz ve boyuna taze üzüm suyu sürülüp 10 dk. sonra yıkanırsa cilde dirilik verir.
Portakal: C ve B vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlar. Vücuttaki direnci artırır. Grip ve nezle olunduğunda portakal suyu, şeker, şarap karıştırılır üzerine sıcak su katılır ve içilir. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı olur. Hazmı kolaylaştırır. Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırır.
Çikolata: Stresin bir numaralı düşmanı. Kendinizi kötü hissediyorsanız hemen bir parça çikolata yiyin. Flört etmek gibi bir şey. Bir kalem yemek yeterli, mutluluk hormonu “seratonin” anında beyinde dolaşıma çıkıyor. Çikolatanın içerdiği “penilatilmanın” insanı bulutlara çıkarıyor. Çikolatada, yeşil çay ve sebze meyvelerde bulunan “flavonoid” adlı madde bol miktarda vardır. Bu madde kanı sulandırıyor, kalp hastalıkları riskini azaltıyor. Çikolata kötü kolesterolün (LDL) okside olarak damar çeperine yapışmasını engelliyor. Tıpkı aspirin gibi kanda pıhtılaşmanın önüne geçiyor. Düzenli tüketenler arasında ölüm olayı yemeyenlere kıyasla yüzde 30 daha geç gerçekleşiyor.
Dondurma: Çok yenirse şişmanlatıyor, az yenirse mutluluğa mutluluk katıyor. Dondurma yaşlanmayı önlüyor. 100 gr dondurma ortalama: 135mg kalsiyum 115mg fosfor* 100mg sodyum *160mg potasyum, 25 gr karbonhidrat bulunuyor. Amerika’da kişi başına 25 kg., Türkiye’de kişi başına 6 külah tüketiliyor. Sütten daha zengin bir besin maddesidir. A,C,D,E vitamini içerir. Çocukların sağlıklı büyümesi ve kemik erimesi sorunu olan kişiler için büyük önem taşıyor. Beslenme uzmanları dört mevsim tüketilmesini önermektedir.
Makarna: Çok ağır soslarda yenilmediği sürece enerji veren ve mutlu eden besinler arasında yer alıyor. Hazmı kolaydır. Özellikle sadece salata ile birlikte yenirse şişimanlatmaz
Ekmek: Buğday ekmeği de sıkıntıları unutturuyor.
Fıstık: Yağ oranı yüksek ama yine de insanı mutlu ediyor. Roma İmparatorluğu’nda “Tanrı yiyeceği” olarak adlandırılan fıstığın kolesterolü düşürdüğü ve kalp krizi krizi riskini azalttığı bildirildi. Çocuklar ve sporcular daha fazla yiyebilir. Demir, bakır, selenyum, magnezyum, çinko, potasyum, fosfor gibi minerallerin doğal kaynağı olan bu çerez kalbimizin yanı sıra, beyin sinir sistemi, kas ve kemiklerimizin dostudur. Tuzsuz olanından hergün 10-15 adet yenilebilir.
Susam: Dar gelirlilerin baş tacı olan simit mutluluğa giden yolda önemli bir yere sahiptir. Yağ ve protein içerir. Susamdan elde edilen tahin, bal ile karıştırılıp yenirse boğaz ağrısı ve bronşite iyi gelir.
|
Tarih: 14:08, 11/7/2007 Kategori: saglik |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Kalbiniz için günde 1 saat yürüyün
|
Günde 1 saat yapılan yürüyüş, kalp hastalıklarını azaltarak kalbin düzenli çalışmasını sağlıyor.
28 Mayıs 2007 Pazartesiİstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Spor Hekimliği Ana Bilim Dalı eski öğretim üyesi Prof. Dr. Abidin Kayserilioğlu, egzersizin insan vücuduna sayısız faydası olduğunu belirterek, “İnsan hareket ettiği sürece sağlıklı olur. Düzenli ve bilinçli yapılan spor vücudu güçlendirir. Günde 1 saat yapılan yürüyüş, ölümlerin en çok neden olduğu kalp hastalıklarını azaltır. Kalbin düzenli çalışmasını sağlar” dedi.
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi ile Türk Fizyolojik Bilimler Derneği tarafından ortaklaşa düzenlenen Egzersiz Fizyoloji Sempozyumu, Alaeddin Keykubat Kampusu Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde yapıldı. Sempozyumda konuşan Prof. Dr. Abidin Kayserilioğlu, insan vücudunun hareket üzerine düzenlendiğini, bilinçli ve düzenli yapılan egzersizin sağlık için çok faydalı olduğunu söyledi.
Sağlıklı yaşamak için mutlaka herhangi bir spor branşı ile uğraşmanın şart olmadığını, en güzel sporun yürüyüş olduğunu belirten Prof. Dr. Kayserilioğlu, şunları söyledi:
“Yürüyüş sağlıklı olmak için en ideal spordur. Günde 1 saat ya da haftada en az 3 gün, birer saat yapılan yürüyüş son derece yararlı olur. Günümüzde ölümlere en çok neden olan kalp hastalıklarıdır. Damar sertliği tam anlamıyla insan sağlığının baş belası. Düzenli yürüyüş, vücuttaki fazla yağları eriterek damarların tıkanmasını önler ve kalbi güçlendirir. Bu nedenle beşikten mezara kadar düzenli egzersiz yapmayı, yaşlılıkta da hekimlerin kontrolünde egzersize devam etmeyi öneriyorum.”
| | |
Tarih: 15:02, 9/7/2007 Kategori: saglik |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|